Urfa Göbeklitepehaber,Urfa Haber,Şanlıurfa Haber
HV
26 MAYIS Perşembe 06:55

İslamcılıkla hesaplaşma ve hakikat krizi

ŞAHİN DOĞAN
ŞAHİN DOĞAN
Giriş Tarihi : 25-04-2018 21:44

İslamcılık ile hesaplaşma son dönemlerde bir alışkanlık haline geldi. Biri (Mustafa İslamoğlu) üç talakla İslamcılığı boşadığını söyledi, biri (Mücahit Bilici) İslamcılığın Müslümanların milliyetçiliği olduğunu söyledi, biri (Dücane Cündioğlu) bütün yazı hayatı boyunca İslamcılıkla/İslamcılarla alay etti ve bütün İslamcıları tek ayak üzerine durma cezası almış zavallı kişiler olarak gördü. İslamcılığın -gûya- hal-i pür melali karşısında ondan kaçan kaçana. Yazık ki İslamcılığın entelektüel müdafaasını cansiperane yapan tek sima hapiste.

“Her putperest eski putlarına karşı müsamahasızdır.” Cemil Meriç haklı ama bu kabil bir müsamahasızlık neyin nesi? Diyelim ki İslamcılık her türlü tekdiri hak eden bir eski zaman ucubesi, bir Müslüman milliyetçiliği, peki onu boşadıktan sonra kiminle izdivaç edeceğiz, onu bıraktıktan sonra hangi milliyetin giysisini giyeceğiz?

Hümanizm, modernlik, bireycilik mi veya mealizm, tarihselcilik, deizm elbisesini mi? İslam’ı/İslamcılığı bıraktıktan sonra teklif ettiğiniz libaslar Müslüman bünye için ne kadar uygun? “Libassız kalalım” diyebilirsiniz. Libassız, yani üryan kalmak hangi devirde mümkün olmuş ki günümüzde olsun! İslamcılık ile İslam’ı birbirinden ayırdık diyelim, soyut/çıplak halde kalan İslam’ın ruhuna tekrar bir beden gerekmiyor mu? Bu kadim ruh için önerebileceğiniz bir beden var mı, varsa bu bedenin adını söyler misiniz?

Mücahit Bilici “eskimiş, yıpranmış ve hatta yırtılmış bir elbiseyi bırakıp yerine yeni bir elbise giymemiz lazım” diyor. Demek elbisesiz olmuyor. Yeni giysinin adı, markası, modeli ne peki? Cevap yok. Ya da yuvarlık cevaplar: İnsanlık, medeniyet giysisi. Hangi insanlık, hangi medeniyet? Din’den istifa edelim fakat dinsiz kalamayacağımıza göre hangi dine iş başı yapalım?

Geleneği “ortodoks” diyerek küçümsediniz, yerine ikame edebileceğiniz bir “gelenek” var mı? Toplumlar geleneksiz yaşamaz çünkü. Geleneği en çok küçümseyen modernistlerin bir buçuk asırdır bir gelenek tesis edememesi veya geçmiş ulemayı usulsüzlük ile suçlayan mealistlerin bu kadar zamandan sonra bir usul tesis edememesi, en basit bir mesele karşısında her kafadan bir ses çıkması oldukça manidardır!

Kabul ediyoruz İslamcılık eleştirilerinin haklı yönleri hayli fazla ama bu haklı eleştiriler var diye İslam’dan/İslamcılıktan istifa etmek, yani siperi bırakmak akıl kârı mı? Bu tarz eleştirileri yapan eski İslamcıların en büyük sorunu -İhsan Fazlıoğlu’nun bir yerde temas ettiği gibi- “küresizlik”, “paradigmasızlık”, “nokta-i nazarsızlık” sorunudur. Bulunduğumuz “küre”yi eleştiren eski küre sakinlerinin bizlere teklif ettikleri küre: “küresizlik.” Baktığımız nokta-i nazarı eleştiren eski nokta sahiplerinin teklif ettikleri nokta-i nazar: “nokta-i nazarsızlık.”

Manzaramızı eleştirenler bize “nazarsızlığı” teklif ediyor ama unuttukları bir şey var: nazarsız manzara olmaz. Nitekim Mücahit Bilici’nin “her Müslüman birey kendi dininin müçtehididir” demesi bunun en tipik örneğidir. İslamlıktan çıkıp insanlığa terfi ettiklerini söyleyen bir parça mürekkep yalamış, mazinin ilmi birikiminden/müktesebatından habersiz bazı ergenlerin de en büyük sorunu yine bu. Sorunlarımızı çözmek için “yer”sizlik adresini “yer” diye gösteriyorlar bize. En büyük sorun ve hakikat krizi “yer”sizliktir oysa.

Bizleri davet ettikleri adreslere/kürelere bakar mısınız: Tarihselcilik, mealizm, deizm, hümanizm… İslamcılık karşıtı bazı eski İslamcıların sarıldığı putlar. Bunlar insanlığın hangi derdine derman olabilir? Bırakın insanlığın, düşünen hangi zekanın egzistansiyel (varoluşsal) problemlerine çare olabilir? Hangi akl-ı selim bu gibi yerlerde “yer” bulabilir, yer(le)şebilir?

Cemaatleri ihtilafa düşmek ile itham eden mealcilerin kendi derin ihtilaflarını ve ilmi komikliklerini görmemesi ne acıdır! Düşünmek, eleştirmek ve elemek mevcut yapıyı tahrip etmek için olmamalı, onun yerine hangi yapının inşa edileceğini de göstermeli/gösterebilmeli. Aksi halde fikri anarşizm mukadderdir. Modernist Müslüman düşünürlerin İslami düşüncelerinin “içtihad” olamamasının nedeni bu değil mi?

Müslümanların her devirde yaşadığı birçok kriz var ama bu krizleri atlatacak sahih kaynakları ve dinamik bir düşünce dünyaları da var. Aslında İslam’ın/İslamcılığın yaşadığı herhangi bir varoluşsal kriz yok fakat İslamcılıktan istifa eden, modernlik mağduru bazı zevatın derin bir hakikat krizi yaşadığı çok açık. Kendi krizlerini görmezlikten gelerek İslamcılığın/İslam’ın kriz geçirdiğini söylemek en büyük krizdir.

YORUMLAR
h=0758a560ea73e176e33db009d3513c22- 3 hafta önce
55nlfg3c
h=0758a560ea73e176e33db009d3513c22- 3 hafta önce
5km5pato
nusuari 2 ay önce
Sdatkv When the head is turned to one side the eyes should move conjugately to the opposite direction if the brainstem is intact. https://oscialipop.com - Cialis can i buy cialis online Benefits Propecia https://oscialipop.com - cialis online generic What Is Keflex For Dogs Kobjtj
DİĞER YAZILARI Ne mutlu Müslümanım diyene! Önce kelimelerde anlaşmak gerek Deizmin panzehiri: Haşir Risalesi Deizm yanılgısı ve deizme eğilim nedenleri Mutlak hakikat var mıdır? Kuran’ı ‘eleştirel’ ve ‘objektif’ okuyabilir miyiz? İslam’ın ‘güncellenme’sine dair Beka ve kutsal İnsanın anlam arayışı Kertenkeleleşmek Umutsuz boşluk Şehir huzurdur; kent huzursuzluktur İhlas ve iktidar diyalektiği Risale-i Nur’da mana-yı harfi perspektifi Hakikat temessül edilir, temellük değil Bakış açıları... Ön yargılar... Ön algılar... Cemil Meriç’in gözüyle Şerif Mardin Din, sadece ‘ümit’ midir? Temenniler ve hakikatler Anlaşılmak, ölmektir İki Kaplan: Yusuf ve Mustafa Tek doğru yok, doğrular var Caner Taslaman ve Ebubekir Sifil tartışmasına dair Allah’ın varlığı ispat edilebilir mi? Bir Ezeli Mağlup: Abdülhak Şinasi Hisar Ülfet ve ateizm Her ızdırap mukaddestir Şair ve şehir Nurculuk ve entelektüel çöküş Tereddüt Din akıldır akıl dindir Neo-Haricilik tehlikesi Kelimelerin gücü Derin düşünce ve melankoli Kimlik… Kişilik… Kendilik… Bediüzzaman’ı eleştirmenin dayanılmaz hafifliği İhlas, içinde halk olmayandır Mucizeler ve Modernlik Evet üstadım, sizden özür diliyorum ATASOY MÜFTÜOĞLU VE NEO-NURCULUK SÖYLEMİ NAKŞİBENDİLİK ÜZERİNDEN NURCULUK ELEŞTİRİSİ Kur’an Mealleri Üzerine Marifet devleti Yogi ile Komiser Soykırım Sahteleştirme’ ile sadeleştirme arasında Bir ilahiyatçının feci savruluşları Cemil Meriç’in Düşünce dünyası (3) Mustafa İslamoğlu’dan ‘İbretlik’ Bir Tefsir Örneği Alak: Kan Pıhtısı mı, Sevgi mi? Cemil Meriç’in Düşünce Dünyası (2) Bediüzzaman’ın Mana-yı Harfi Perspektifi Mustafa İslamoğlu, Abese Suresi ve İlmi Tutarlılık Kamus namustur Mustafa İslamoğlu, İntihaller ve Şaz Yorumlar (4) M. İslamoğlu’nun ‘Harici/Tekfirci’ mantığı ve iftirasının tescili Mustafa İslamoğlu, İntihaller ve Şaz Yorumlar (3) Mustafa İslamoğlu’nun 'Risale-i Nurlar Vahiydir' İftirası Mustafa İslamoğlu, İntihaller ve Şaz Yorumlar (2) Mustafa İslamoğlu, İntihaller ve Şaz Yorumlar (1) Mustafa İslamoğlu, Risale-i Nurlar ve Hakkaniyet Eleştiri ahlakı, Risale-i Nur ve el insaf Umutsuz Boşluk Şiddet: Avrupa’nın Dini Bir ilahiyatçı akademisyen düşününüz ki… İlahiyatçılık, Mucizeler ve Kur’an Kıssaları İlahiyatçılık ve Müsbet Eleştiriye Tahammül İlahiyatçılık, Risale-i Nurlar ve Allah tasavvuru Bediüzzaman ve ‘Mukaddes Hüzün’ Sonbahar Şiiri ya da Keder Musikisi ‘Hizmet Hareketi’ ve Hakikatin Dengesi Hakikatin dengesini koruyabilmek Sabahattin Ali ile Özel Zamanlar Mustafa Kılıç Hocam, hüzün ve melankoli (2) Mustafa Kılıç Hocam, Hüzün ve Melenkolji (1) Felsefe ve ölüm Can Sıkıntısı Urfa da Zamanlar ve Ramazanlar Mustafa İslamoğlu ve bir ayet tefsiri Çağdaş bir Dervişe: Ayşe Şasa Dücane Cündioğlu’nun Bediüzzaman mâcerâsı "Urfalı Mustafa Kılıç Hocayla Unutulmaz Zamanlar" Nura Adanmış bir Ömür: Urfalı Mustafa Kılıç Hoca Yedi Güzel Adam, Bediüzzaman ve Cemil Meriç Sarıklı Genç ‘Şahs-ı Manevi mi’? Şanlıurfa Rıdvaniye Camiinde Risale-i Nurla Ezeli bir gece